sincap

Ekim Sekiz, 2020

by nureddinturk

Bugün aylar sonra yürüyüşe çıkmıştım, tam on dört sincap gördüm. On ikisi Biden’a oy verecekmiş. Mecburiyetten. Maskelerini takmayan ikisi, “Trump düşerse tüm Kuzey Amerika düşer,” dedi. Diğerleriyle sohbet etmeye devam ettik. The Years’ı okumaya başladığımı ancak İngilizcemin yetmediğini aktardım. Toyluğuma verdiler. Bu kadar hırs yapmamalıymışım. Söz dinlemedim. Kitaplarla ilgili küçük hırslarımdan hoşnutum. Ahdim olsun ki seni okuyup anlayacağım Annie Ernaux, hem kendi dilinde hem İngilizcede.

Ekim Yedi, 2020

by nureddinturk

Bisiklete çıkmıyorum. Kitap okumuyorum. Sincaplarla görüşmüyoruz. Üzgünlükten değil, durağan günler. Güzel bile sayılabilir. Düşünmemek için kafamın içini boşaltıyordum. İçerisi efil efil.

Temmuz On Üç, 2020

by nureddinturk

Bugün bir sincap evlat edindim. Ortağımın hediyesi. Bembeyaz, asil biri. Maalesef soyu tükenmekte. Kuzey Keraloyna’da bir parkta yaşıyor. Adı Eugénie. Seni çok seviyorum kızım. Hep iyi ol. Seni görmeye muhakkak geleceğim.

Haziran On Sekiz, 2020

by nureddinturk

Arsızca utanmazca her gün bisiklet sürüyorum, sadece bisiklet sürüyorum. Sincapları ve kitapları unuttum bile çoktan. Ama sincap efendilerle yolda karşılaşınca selamlaşıyoruz. Onlar da meşguller. Kış için koşturuyorlar. Bebeler doğmuş. Minik minik, çizgili çizgili. Üstelik pek dikkatsizler. Bugün az daha birini eziyordum. Frene basarken kendimi bir trafik canavarı gibi hissettim.

Haziran Altı, 2020

by nureddinturk

Martıları severdim aslında. Ama geçen bir tanesini, bir kızılgerdanı canlı canlı yerken gördüm. Martıların etçil olduğunu unutmuşum, gözlerimle görünce hepsinden nefret ettim. Hâlâ et yediğim için kendimden utanıyorum.

Tazeler