daldan dala

Hava kapalı, gün tatsızdı. Yürüyüşe çıkmadım. Fransızca çalışıyorum. Zamanın geçişini üstüme alınıp üzülüyorum.

Ekim On Yedi, 2020

by nureddinturk

Sokak kedilerini çok özledim. On iki yaşımdan beri kurmaya çalıştığım kütüphanemdeki her bir kitabı, sayfalar arasında sakladığım tiyatro biletlerini, yine sayfalar arasında kuruttuğum çiçekleri ve yaprakları, türlü türlü defterlere aldığım notları, tuttuğum günlükleri, yarım bıraktığım roman ve öykü taslaklarını, pvc ile kaplattığım ama bir gün olup da bir duvara asmadığım ebrularımı, kitaplığın sol alt köşesinde duran kutudaki iki tel tokayı, reyyan’la vapurdan vapura geçmeyi, adalar’da yediğimiz dondurmayı, eliçe’yle istanbul seyircisini eleştirmeyi, halit’le evde pişirdiğimiz keyefsi tavukları, ankara’daki evimi, iki daire dolusu kitabıyla akın hoca’yı, akın hoca’yla yaptığımız konuşmaları, yatağımın baş ucuna astığım venüs’ü, cebeci’den tunalı’ya yürümeyi, devr-i alem’i, evrim abi’yi, kuğulu’da kitap okurken insanları seyretmeyi, şinasi’de ya da akün’de bir oyunun başlamasını beklemeyi, büyük tiyatro’daki her temsile güç bela yetişmeyi, altı üstü’nde tek başına içmeyi, cer’deki biri anlamlıysa diğeri anlamsız sergileri, said’in ısmarladığı oraletleri, hiçbir şeye dönüşmeyen flörtleri, sekizinci caddeyi baştan sona yürümeyi, büyülü fener’de gece seanslarını, bir filmden çıkınca gönlümüzde bitiveren dünyayı değiştirme hissini, ilk öpüşmeleri, arkadaşlarla başlayan günü arkadaşlarla bitirebilmeyi, seren’in lezzetli kalabalık sofralarını, salebi’yi, tunus’ta servis beklemeyi, nizamiye’de inmeyi, said’le sabaha kadar proje konuşmayı, tefrikalar’ı, kum saatiyle yaptığımız kitap tartışmalarını, amfilerin en arkasında okuduğum cüsseli romanları, fakülteden hoşlandığım tek kızı, mektup arkadaşımı, mail arkadaşımı, pazartesi sunumlarını, jeyan’ın oldies but goldies programını, sude’nin gülüşünü, kapladığımız kitaplara asya’nın çizdiği resimleri, dengesiz iş bölümleriyle anlamsız proje gruplarını, tuşlu telefonumu, hazırlık’ı yarım dönemde bitirebilir miyim telaşını, benim için bir roman karakteri olduğunu bilmeyen deniz gözlü deniz’i, doğu kampüs’ten merkez’e yürümeyi, 91’deki yurt odasını, ilk kez friends izlemeyi, yemekhanedeki yemeklere garip tad veren kimliği belirsiz yağı, ankara’daki ilk kışımı ve sonraki kışlarımı, köydeki son yaz hariç hepsini, istanbul’daki hiçbir mevsimi, bursa’yı, çocukluk hayallerini ve dertlerini, çocukluğu özledim.

Bugün bir kuğuyu öpmek istedim. Boynunu bükmüş, gülümsüyordu. Uzaklara mı bakıyordu yoksa bana mı? Kuğulara hüznün çok yakıştığını biliyorum ama tebessümü daha güzeldi. Başımla bir selam verip yanından ayrıldım. No means no.

Nisan Otuz, 2020

by nureddinturk

Suyun kenarında bir kulübe var. Kulübeye uzanan bir patika. Mavi kardelenler arasında kirpi arıyorum. İçimi ısıtan bir hayal kuruyorum. İki sandalye atıyorum suyun kenarına, ferforje. Bir de sehpa. Sehpada iki kadeh. Güneş hiç batmıyor. Hep günaydın.

Kuyruğu kestane rengi bir sincabı seyrettim.Verandaya iki sandalye atmış bir çift bana eşlik etti. Onların yerinde olmak istedim. Parasızlığımı ve yalnızlığımı unuttum. Biralar soğuk değildi. Canım sıkıldı. Yaşamak kolaymış meğer.

Belirli caddeler üzerinde yürüyordum. Bu kez kiliseden sola döndüm. Bir çayın kenarında mavi kardelenleri, sincapların koşuşturmalarını izledim. Sis çökmüştü sanki. Analog bir makine için güzel manzaralardı, aldırmadım. İnsan hep aynı yolu yürüyüp farklı sonuçlara rastlayamıyordu, anladım. Einstein’ın ellerinden öptüm.

Yürürken bir tam kare çizdim. Sincaplar karşıdan karşıya geçmeyi bilmiyorlar. Bahçesi çitlerle örülü bir evin önünde duraksadım. Ahşap kaplama kireç beyazına boyanmıştı. Büyük bir ağacın gölgesine sandalye koymuşlar. Toprağı mavi kardelenler örtmüş. Pekala bir Monet ya da Renoir tablosu olabilirdi diye düşündüm. Üzüldüm.

Kar yağdı. Güneş açtı. Kar yağdı. Güneş Açtı. Mikail aç kapa yapmaktan hoşlanıyor. Ben hoşlanmıyorum.

Nisan On Beş, 2020

by nureddinturk

Bir kaz tarafından uyandırıldım. Camdan odamı gözlüyordu. Masamdaki yığınla kitabı karıştırmak istediğini anladım, içeri buyur etmedim. İki haftadır bir şey okuyamıyorum.

Tazeler